Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Vanya Dayı'dan Alıntılarla -1-
-İnsan
unutkandır ancak Tanrı hatırlar.”
(Vanya
Dayı- Anton Çehov)
Evet, insan unutkandır. En acı yaşanmışlıkları dahi
bir gün gülerek anlattığı bulanık bir ize dönüşebilir. Yaşanılan her şey değiştiren
olur bazen insanı, çok da şey öğretebilir ama bunlardan geriye kalan
yaşanılanların yansımasıdır, parmak izleri. Zaman sere serpe dağıtır hissiyatı
ve içerisinden çıkılamaz düşünceleri. İnsan, bazen ders çıkarmaz olanlardan,
bundandır kendisine dahi vefa göstermeyebilirken başkalarının anları, anıları,
sözleri ve yaptıkları şeyler onun için raflardaki kitapları arasında bir toz
gibi kalır sanki. Kitapları yazan kimdir, nasıl yazılmıştır tüm bunlar ya da
neden? Üstün körü yaşanılan hayatlar silsilesi gibi, sanki zaman geçiyorken
bizlere hiç dokunmuyor gibi, pek çok şey için bir anlam arayışına girmeden... Öylesine
yaşar ya bazılarımız. Zamansız, kitapsız, hesapsız, sanki bir hiç uğruna varmış
gibi. Yalnız arzu ettiği şeylere hizmet eden birkaç yıl için. Etrafını saran
tüm varlıkların hizmet ettiği sistemi, renkleri ve hareketleri sanki görmüyor,
duymuyor; içerisinde olduğu harikulade düzenin farkına varmak istemiyor gibi.
“Ancak Yaratıcı hatırlar.” Yaratıcı hatırlar ve
hatırlatacaktır elbette. Yoksa bir varlığa niçin gerek olsundu. Sanatçı,
sanatını bildirmek isterken, bir heykelin, bir şiirin ya da bir ezginin çıkıp
da ‘ben bir çöpüm, neden beni var ettin?’ diyerek sorması kadar, kendini tanımayan
veyahut bilmek istemeyen, sanki kalem onun elindeymiş gibi, silgiyi isteyen bir
mahluk… Lütfedilen varlığına karşı öfkeli ve isyankar, sanki yokluğu tanıyormuş
gibi; bir ipin ucunda ya da bileğindeki bıçakla asi. Ama kendini yok sayan
her şey gibi, kalbinin üzerine mühürler vurduran insanda gün geliyor hüsranla
boğuluyor.
Güneş kendini yok sayarak aydınlatmaya ve ısıtmaya son vermek istese, nasıl ki ona ‘taşıdığın ışık ve ateş ne içindi?’ diye sorulacağı
gibi, insanda kendisine verilen aklı ve
iradeyi yok saydığında, bir kuştan daha manasız bir varlık haline gelebiliyor. Nitekim
kuş, kanatlarının rengini ve güzelliğini dahi farkında değilken, insan sorular
sorabiliyor ve ondaki göz, kulak gibi azalarının nicesi yardımıyla keşfe
çıkabiliyor. Saçlarını tarıyor, aynaya bakıyor, üzerine birbiriyle uyacak,
mevsimine, gideceği mekana uyacak, yapacağı işe, belki etrafında olacak
insanlara da hitap edecek bir kıyafet seçebiliyor. Hatta bir parça kıyafete
sevgi besleyerek, sırf onlara duyduğu sevgi ve bağlılıkla onları giyinebiliyor.
Bazen farklı olmak için, bazen ait hissetmek için…
Saçından, tırnaklarına kadar düşünen insan, kendisini saçından tırnaklarına kadar var edip düzenleyen bir güce acaba hangi sebeplerden dolayı inanmıyor? Hayatı boyunca bir şeylere ait hissetmek için çırpınması ya da ait olmak istemediği için isyanla kayboluşunun arkasında, sonsuz bir gücün eseri olması ve ona sonsuzluk vaat edilmesi olabilir mi? Ölüm bir son dediğinde ya da onun için bir başlangıç olduğunda, bu insanın altmış senelik ömründe ne gibi anlamlar buluyor?
Acaba insan, neleri unutuyor olabilir?
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
.jpg)
"İnsan unutkandır ancak Tanrı hatırlar.”
YanıtlaSil