Ana içeriğe atla

Nitelikli

Dolunay

  “Üzgünüm bahar Çok sevdiğim için ağlıyorsun bu mevsim Bir bahçe var içimde. Güneşimi çalacak kara bir bulut beliriyor önce üzerinde nereye gitsem benimle geliyor, Sanki saçlarımdan bir tutam,  Hep benimle...  Sonra gece oluyor,  Gözlerinin içi gülüyor Ay'ın Gökyüzümden dökülüyor kara bulutlar onu izlerken... Gülüşüyle ağlıyorum sevinçten; Bir kasırga oluyor yağan yağmur...  Ona ulaşamayışımın çaresizliği ile hırpalıyor beni bir çift el, Düşlerimin yakasına yapışan o eller benimkiler.. Saatler tokmaklarıyla uykumu kovalarken korkularımın üzerini örtüyor, Gece gündüze kavuşmadan önce; dualar yolluyorum semanın Sahibine  Ve eğer o ağlarsa dökülüyor birer birer ağaçların yaprakları  Yüzünde solan çiçek güze çeviriyor baharı  Koşamadığım yollarda dolaşan hayalet bir yankı oluyor sesim... Dağlarca uzaktan nasıl kollarımı kavuşturabilirim...” . . Gülden Eren

AN

Loading

 

Yolumun sonu çıkıyorsa saf aydınlığa

Ben bunu bilebilecek yaşta değilim

Deniz, dalgalarıyla incitmiyorsa kumsalı
Henüz ben buna inanabilecek kadar güvenmedim.
Geçmişte, iskelemi savuran fırtınayı anımsatıyor;
Yaralarımın üstünden öpen rüzgar.

Eğer bir çift el saracaksa yaralarımı
O eller benim olmalı
Eğer bir gün gönlüme batmayı bırakırsa fikrimin dikenleri
İzin vereceğim, martıların kanatlarının denizi okşadığı gibi; başımı okşamasına yapraklarının

Sevgi biraz da inançtır kaptanım.
Ufukta bir gemi, görünüyor büyükçe yalnız yelkenlisi,
Eğer o gemi benim kıyıma uğramayacak ise
Bilsin ki ben daha yüzmesini öğrenmedim.

Yalnız bir kıyı da, yaşlı yeryüzünün yanaklarındaki kırışıklıklara değerse gözyaşlarım,
Evet gözyaşlarım değerse; denizin beşiğinde sallanarak avunur ürkek çocukluğum, yalnız yaşlarım.
Eğer bu ürkek çocuk bir gün büyürse büyürken unutmasın oyunlarını.
Affetsin oyunbozanlarını
Onda biraz çocuk biraz da yetişkin kalsın.

Deniz kabuklarını toplarken parmaklarıma bulaşan kum gibi sevimli olsun; anıların en karanlığı.
Denizin mavisinden dalgaların beyazına olan yolculuğumu hiç unutmayayım
Topraktan gelen ve toprakla biten hayatların,
Hayatımın yazgısını.

Eğer bir kuş mutluysa
Ben o kuşu tanıyor değilim
Gönlümde besleyip büyüttüğüm,
Ağlarken güldürdüğüm kuş öleli olmuş yarım.
Kabilin kuşu bir mezar kazsaydı onun için; kabili unuturdu kuşumun kanatları.
Kabili unutmasıyla gülleri taşlanan bahçesini yeniden çağırırdı bahar,
Sırtına takardı daha güçlü kanatları.

Onlarca kuş dağılınca gökyüzüne tekrar düşündüm esaretini özgürlüğün,
Ekmeğin kırıntısında mı saklıydı özgürlüğü bir martının,
Yoksa sadece uçmak mıydı,
Uçmak mı: yeryüzünün kıskandığı.

Yoksa Jonathan gibi yalnızca hissetmek miydi üzerinde rüzgarı,
Zamanla ritim tutturmak nabzını.
Ama bir parça ekmeğin sırtına güvenmedikçe uçmak delicesine kaygılıydı.
Ekmeğin imgesi akıl,
Gönlün beklediği rüzgardı.

Bir an ağlasa bir an gülendir insan
Bir an beklerken bir an da giden.
Bir an güvenen ise başka bir an için sırtını dönen.
Ve eğer bir an için dünyanın bu alçak düzenini unutursam ezberimden,
O zalim fırtına çekecektir pençelerini içtenlikle inşa edeceğim iskelenin üzerinden.


31.01.22


Gülden
EREN

Yorumlar

Popüler Yayınlar